Hakkımızda

İstek ve Görüşleriniz

30 Aralık 2016 Cuma

Ironworkers' Noontime - ( Demir işçileri'nin Öğle Vakti)



19. yüzyıl Amerikan gerçekçiliğinin önemli temsilcilerinden ressam ve akademisyen Thomas Anshutz'un en tanınmış eserlerinden biridir.1880 yılında çizilen eserde REALİZM akımının etkileri görülmektedir. San Francisco Güzel Sanatlar Müzesi’nde sergilenmektedir.


Esere bakıldığında ; Sanayi Devrimi ile birlikte bir çok Avrupa ülkesinde de görülen işçilerin birer makine olarak görülmeleri eserde vurgulanmak istenmiştir.Genellikle molalarda işçiler birbirleriyle diyalog halinde olabilmekteydi ve bunu eserde de görebiliyoruz. Fabrikanın bacalarından duman etrafa saçılmakta ve faaliyette bulunduğunu göstermektedir. Tablodaki işçilerin yarısı sıcaktan ve yoğun iş temposundan bunalmış olacak ki üstlerini çıkartmışlar.İşçiler; dertli, heyecanlı, düşünceli, yorgun ve çaresiz duygu içerisindeler. Ayrıca çocuk işçileri de görmekteyiz, her ne kadar işçi de olsalar çocuk olmalarının getirmiş olduğu dürtü ile birbirleriyle oyun oynayıp şakalaşıyorlar. Aynı zamanda resimde karmaşa kavramı da vücut bulmuştur. Çünkü kimi işçiler hala çalışıyor kimileri ise dinlenmiş vaziyetteler. Yola yansıtılan çiziklerin ise o yolların ne kadar çok arşınlandığını göstermektedir.

28 Aralık 2016 Çarşamba

Geopoliticus Child Watching the Birth of the New Man ( Yeni İnsanın Doğuşunu İzleyen Jeopolitik Çocuk )


1943 yılında ünlü sürrealist ressam Salvador Dali'nin 2. Dünya savaşıyla birlikte Dünya'nın geleceğiyle ilgili düşüncelerini yansıtan ünlü eserlerinden biridir.

Esere ilk bakışta üzerinde dünya haritası bulunan bir yumurta ve bu yumurtanın içinden çıkan bir adam dikkat çekiyor. Bu adam Kuzey Amerika-Birleşik Devletler'in olduğu yerden çıkıyor. Eserin yapıldığı tarihi de göz önünde bulundurduğumuzda 2. Dünya Savaşı'yla birlikte Amerika'nın dünyada bir güç olarak ortaya çıkışı resmedilmiş diyebiliriz. Yumurtadan çıkan adamın sol eliyle haritada Avrupa'nın olduğu yeri sıkması da yine dönemle ilgili önemli ipucu veriyor. Adamın yumurtadan çıkışıyla ilgili son önemli nokta da bu doğumun sancı ve acılı olduğunun göstergesi olan yumurtanın açıldığı yerden akan kan. Sağ alt tarafa baktığımızda ise bir yetişkin ve bir çocuk görüyoruz. Her ikisinin de bu doğumdan korkmuş olduğu gözlenebilir. Cinsiyeti belirsiz yetişkin figür eliyle çocuğa bu doğumu işaret ediyor çocuk da korkmuş bir şekilde bu olayı izliyor. Eser de ilgi çekici bir diğer nokta Afrika ve Güney Amerika'nın oldukça büyük çizilmiş olması. Son olarak geleceğe yönelik bir mesaj içerdiğini düşünebileceğimiz gölgeler unsuru var. Yetişkin figürün gölgesi kısa olmasına rağmen çocuğun gölgesinin uzun olması çocuğun bu doğumdan daha çok etkileneceği ve gelecekte bununla yaşayacağının bir imgesi sayılabilir.

İstek ve Görüşleriniz

PaintingHeads kurucuları olarak sitemizde paylaştığımız sanat eserlerinin örnekleri,içerikleri,ressamları veya sitenin genel durumu hakkında istek ve görüşleriniz bizim için çok önemli olduğundan dolayı özellikle belirtmek istediğiniz istek ve görüşlerinizi bu başlık altında belirtebilirsiniz.

22 Aralık 2016 Perşembe

The Orphan Girl at the Cemetery ( Mezarlıktaki Yetim Kız)



Eugène Delacroix tarafından çizilen eser ROMANTİZM akımından izler taşımaktadır. 1823 yılında çizimine başlanan eser şu anda Louvre, Paris, Fransa’da bulunmaktadır.

Tablo dikkatlice incelendiğinde; telaşlı ve hüzünlü bir genç kız görülüyor. Genç kız gözü yaşlı, acı çekmiş ve hala çekmeye devam ediyormuş gibi tasvir edilmiştir. O dönemde genç kızların genel olarak yas tuttuğunu ve çaresiz olduklarını anlatmaktadır. Ayrıca Batı’da cenaze törenlerinde siyah renk giyilirken, kızın üzerinde günlük ve açık renkteki kıyafeti göze çarpmaktadır. Omuzundan düşen kıyafetinin bir parçası çaresizliğinin bir göstergesi olabilir. Havaya bakıldığında güneşin batmakta olduğu algısı hemen akla gelir, buradan yola çıkarak da güzel günlerin geride kaldığı ve bu kız için hayatın birazdan oluşacak karanlık gibi sıkıntılı geçebileceği varsayımında bulunulabilir. Bakışlarının yukarı doğru olması belki de tanrısal bir güce ihtiyaç duyduğunun göstergesi olabilir.

21 Aralık 2016 Çarşamba

Saturn Devouring His Son (Çocuklarını Yiyen Satürn)


İspanyol ressam Goya'nın , Sağırın Beşi (Quinta del Sordo) adıyla bilinen evinin iki katındaki duvar sıvasına, dekorasyon amacıyla yağlı boya ile çizdiği 14 tablodan oluşan ve Kara Resimler olarak adlandırılan duvar resmi serisine ait bir tablodur. Eser, ROMANTİZM akımından izler taşır. Goya'nın ölümünden sonra tuvale aktarılan resim,Madrid'deki Prado Müzesi'nde sergilenmektedir. Goya'nın ilham kaynağı olarakta Rubens'in 1636'daki eserinden söz edilebilir.

Eserde ; Karanlıklar içindeki yaşlı tanrı(Kronos) kendi öz çocuğunu yemektedir çünkü çocuklarından birinin(HadesPoseidonDemeterHestia ,HeraZeus)onu devirip yerine geçeceğinden korkmaktadır. O’na göre insanı kendi kendisinin en büyük düşmanı yapan şeyin, sadece kötülüklerin ve zulmün değil aynı zamanda cehalet, şüphe, korku, hırs ve zayıflık gibi niteliklerin de özümsenmesidir.

20 Aralık 2016 Salı

Un enterrement à Ornans (Ornans'ta Cenaze)


Ornans'ta Cenaze Fransız ressam Gustave Courbet tarafından 1849-1850 yılları arasında yapılan tablodur ve REALİZM etkisi ile çizilmiştir.
Ressamın büyük amcasının 1848 yılındaki cenaze törenini anlatan tablo Paris'teki Orsay Müzesi'nde sergilenmektedir. Courbet, bu tabloda büyüdüğü bölge olan Ornans'ı çizdi. Tablo, hiçbir dinsel mesaj içermez.
Bir cenaze töreni olanca sadeliği ile betimlenmiştir. Devrimin ardından, ölüm oranları artınca, şehir dışında mezarlık alanları yaratıldı. Ornans'ta da Eylül 1848'de köyün dışında bir mezarlık açıldı. Tablodaki mekanın, bu yeni açılan mezarlık olduğu açıktır. Ressam, kalabalığın mezarlığa girdiği anı resmetmiş

ve kişileri üç gruba ayırmıştı. Tabloda yer alan 27 kişi de köy sakinleridir ve Courbet beraber çalışmak için her birinden izin almıştır. Tablonun sağ tarafında kadınlar, ortada ise erkekler yer alır. Erkeklerin hepsi siyah giymiş ve çoğunluğu şapka takmıştır. Kadınlar siyah-beyaz renklerde şapkalar takmış ve çoğu beyaz bir mendil taşımaktadır. Belediyenin kayıtları doğrultusunda, tarihçiler tüm karakterlerin kim olduğunu belirleyebilmiştir.

15 Aralık 2016 Perşembe

Hakkımızda

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri olarak oluşturduğumuz bloğumuzda; Batı resim hareketlerini,önce eser sahibinin eseri yaratırken ki bakış açısı daha sonra da kendimize özgü bir bakış açısıyla yorumlayıp,bu tür sanat dalı ile ilgilenen bireylere hitap etmeyi ve zihinlerinde bu eserlerin yeniden yorumlanmasına katkı sağlamak amacıyla böyle bir bloğu sizlerin beğenesine sunmayı amaçladık.


İLETİŞİM: 

ogulcanbarug0@gmail.com
ozgur.1778@gmail.com
theavdan@gmail.com

12 Aralık 2016 Pazartesi

Les Amants - ( Aşıklar )


Eser; Rene Magritte tarafından 1928 yılında SÜRREALİZM akımının etkisi ile çizilmiştir. Eserde teknik olarak tuval üzeri yağlıboya kullanılmıştır. Eser, New York’ta sergilenmektedir.
Tabloya bakıldığında yüzleri beyaz bir bezle kapalı kadın ve erkek görülmektedir. Bunun nedeni ise ; Aşıkların birbirlerine tamamen güven duymalarına bağlanabilir.
Erkek siyah takım elbise içerisinde beyaz gömlek ve siyah kravat ile kadına göre daha uzun boylardadır. Kadın ise kırmızı sıfır kollu kıyafeti ile erkeğe nazaran biraz daha kısadır. Burada boylar arasındaki fark belki de bir güç faktörü olarak görülebilir. Fondaki mavi desen açık bir hava izlenimi yaratmış kırmızı duvar fonu ise romantizmi simgelemektedir. 

11 Aralık 2016 Pazar

Haystacks: Autumn (Saman: Sonbahar )


Jean-François Millet’in 1873 yılında REALİZM akımından etkilenerek çizdiği eseridir.
Buğdayın başakları ayrılıp samanlarını balyalanmış ve tarlaya yerleştirilmiştir. Üç büyük saman balyası görünen resmin ön planında serbestçe otlanan koyun sürüsü var. Ön taraflara geldikçe renkleri koyulaşan koyunlardan arka tarafta olanları daha açık renktedir. Balyalardan birinin önünde elinde asası ile bir insan görülmektedir. Muhtemelen erkektir çünkü iş ağır ve güç gerektirebileceğinden bu işe erkeklerin uygun olduğu varsayılmaktadır. Balyaların hemen arkasında evler görünmektedir bu da muhtemelen oranın bir köy olduğunu kanıtlar niteliktedir. Hava da ise saman balyalarının hemen üzerinde bulutların karardığı görülmektedir. Buradan da şunu çıkartabiliriz ki ; Bu kişilerin hayvancılıkla uğraştıkları fakat yeteri düzeyde verim alamadıkları bir iş olan hayvancılığa mecbur olmaları...

Girl in Front of Mirror - (Aynadaki Kadın)



20. Yüzyıl İspanyol sanatının resim dalında çıkan en önemli ismi; Dünya çapında ise Kübizm ve Sürrealizm akımlarına verilen en değerli modern eserlerin sahibi olan Pablo Picasso, 23 yaşındaki sevgilisi Marie-Theresere Walter‘i kendine model olarak seçti ve onu birkaç eserinde kullandı. Bu eserlerden biri, defalarca boyayıp nihayet 1932 yılında tamamladığı “Girl in Front of Mirror” idi.Eser New York Modern Sanatlar Müzesi‘ndedir.

Resme baktığımızda aynaya bakan bir kadın görüyoruz. Sol tarafta kendisi, sağ tarafta ayna ve kadının yansıması. Solda duran genç kadının yüzünün yarısı tıpkı maske takmış gibi makyajlı ve süslü. Diğer yarısı ise açık ten rengiyle hüzünlü bir bakışla aynaya bakıyor. Kadının aynadaki yansımasına baktığımızda gerçeğine oranla daha koyu ten rengi, gözleri yerinde siyah büyük delikler ve orantısız bir vücut görüyoruz. Bu, genç bir kadının yaşlılığa gidişi, yaşlılıktan korkusu, yaşlanmaya bakışıdır.

Resme daha dikkatli bakıldığında genç kadının karnı ve göğüslerinin belirgin olduğunu görmekteyiz. Yanlardan destekli yerde duran bu boy aynası, genç kızı hem yandan hem önden gösteriyor. Arka plana geldiğimizdeyse Picasso‘nun 30’lu yıllarda etkisinde kaldığı Harlequin (detaylı bilgi) kıyafet deseniyle karşı karşıya geliriz. Resimlerinin çoğunda kendini Harlequin olarak gösteren Pablo Picasso, burada da arkada yerleşmiş, genç kızın yerçekimiyle olan savaşımını seyretmekte.